18 Ocak 2017 Çarşamba

Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf

Yazarı: Sabahattin Ali
Sayfa sayısı: 220
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu."

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

Sabahattin Ali büyük romanı Kuyucaklı Yusuf'ta lirik ve romantik bir kahramanın yanı sıra, zalim ve ağulu bir taşra portresini bütün aktörleriyle gözümüzde canlandırır. (arka kapaktan)

Sabahattin Ali edebi yaşamında epey üretken bir öykü yazarı olmasına rağmen yazdığı üç roman (Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna) ile de edebiyat tarihimizde çok büyük önem teşkil eden bir yazar oldu. 2016 yılının sonlarına doğru kendisinin bende bulunan bu üç eserini sırayla okumaya karar verdim ve bu yılın başında da bitirdim. Kendisinin ilk romanı Kuyucaklı Yusuf da en sevdiğim oldu kesinlikle. "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." cümlesiyle çarpıcı bir şekilde başlayan bu romanın ilerleyişi de benim için çarpıcı oldu.

Oldukça romantik bir şekilde işleniyor Yusuf'un hikayesi. Daha 6-7 yaşlarındayken annesi ve babası Kuyucak'taki köylerinde eşkıyalar tarafından öldürülüyor ve Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, Yusuf'a acıyarak onu evlat edinip evine getiriyor. Salahattin Bey'in yuvası da pek hoş bir yer değil tabii, karısı Şahinde kendisinden 15 yaş küçük ve kendisiyle tamamen zıt bir karakter. Şahinde ve Salahattin Bey'in de küçücük bir çocukları var, adı Muazzez. Salahattin Bey'in tayininin Edremit'e çıkmasıyla oraya taşınıyorlar ve huzursuz aile ortamına rağmen çocuklar birbirlerini çok sevip sayıyor ve güzel sayılacak bir çocukluk geçiriyorlar. Kitabın asıl olarak ele aldığı hikaye bu değil elbet, ne oluyorsa büyüdüklerinde oluyor...

İlk olarak söylemem gereken şey Sabahattin Ali'nin betimlemelerde gerçekten çok başarılı olduğu. Öyle güzel cümlelerle öyle güzel anlatmış ki kitabı okurken kendimi olayların geçtiği yerlerde kahramanların yanında bir seyirciymiş gibi hissettim. Bu sadece fiziksel değil tabii, örneğin Yusuf'un oldukça karmaşık bir iç dünyası var ve bu ruh hallerini okuyucuyu sıkmadan anlatabilmek her yazarın yapabileceği bir şey kesinlikle değil. Romanın ilerleyişini çarpıcı olarak nitelendirmiştim, bir de Yusuf'un iç dünyasından çarpıcı bir örnek vereyim: "Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu." Es geçmemek lazım, Muazzez'in dönüşümü ve iç savaşı da yüreğinizde hissedeceğiniz bir şekilde anlatılıyor.

Karakter seçimlerini çok doğru buldum. Yusuf gibilerinden tutun adaleti satın alabilen ağa çocuklarına kadar pek çok karakter var kitapta. Ancak kitabı bitirdiğimde aklıma Kübra ve annesi takıldı çünkü Kübra'nın hikayesi bariz bir şekilde açıklanmadan son bulmuştu. Bu yüzden acaba benim kaçırdığım bir nokta mı oldu diye araştırdım ve öğrendim ki aslında bu kitap üç cilt olarak planlanmış. 1. cilt bu kitap yani Yusuf'un ve Muazzez'in hikayesi, 2. cilt Kübra ve 3. ciltse yine Yusuf hakkında olacakmış ancak Sabahattin Ali'nin erken ölümüyle bu tek ciltte kalmış.

Beklediğim gibi, oldukça trajik bir şekilde sonlandı kitap. Romantik bir romandı evet, ama aynı zamanda toplumuna ışık tutan bir Anadolu romanıydı, çok da başarılıydı bunda ki halk ve dönem hakkında güzel tespitler yapmış Sabahattin Ali.

Kuyucaklı Yusuf çok beğendiğim bir kitap oldu. Oldukça uzun zamandır okuduğum kitapları buraya yazmamıştım ama özellikle bunu yazmayı istedim, hatta yazının başında gördüğünüz gibi kitabın fotoğrafını çektim :)

"Bizim küçük Anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. En kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk çıkanla evleniverirler. Tabii bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade, erkek için evde bir kadın bulunması; kız için de "münasipçe bir kısmet" varken kaçırılmaması düşünülmüştür.

"Evde meram anlatmaya asla imkan olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dünyayı görüşü ve itiyatları büsbütün ayrı bir mahlukla daimi bir beraberlik insanı dış hayatta da bedbin yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür."

"Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?..

2 yorum:

  1. Sabahattin Ali'nin sevdiğim kitaplarından biri Kuyucaklı Yusuf. Keşke hikayenin devamını okuma şansımız da olsaydı :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke, hele ki böyle bir fikrin olduğunu öğrenince merak etmeden duramıyor insan. Sevgiler :)

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)