30 Haziran 2016 Perşembe

Me Before You (2016)

Yönetmen: Thea Sharrock
Senaryo: Jojo Moyes
Oyuncular: Emilia Clarke, Sam Claflin, Janet McTeer, Charles Dance, Brendan Coyle, Jenna Coleman, Matthew Lewis, Ben Lloyd-Hughes, Vanessa Kirby, Steve Peacocke
Süresi: 110 dakika
IMDb puanı: 7,7
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri & İngiltere

Bir dönem Senden Önce Ben kitabı çok popülerken benim de elime geçmişti ve açıkçası keyif alarak okumuştum. Filmin çıkacağını ve başrolde ejderhaların annesinin yer alacağını duyunca daha sonra indirip izlerim diye düşünmüştüm ancak filme ücretsiz bilet geldi, ben de vizyondayken izlemiş oldum.

Mükemmel bir hayat yaşarken bir anda kötürüm olan ve tekerlekli sandalyeye mahkum kalan Will Traynor'a bakıcı olarak genç ve neşe dolu Lou Clark'ın işe alınmasıyla olanları anlatıyor film. Kitabına göre çok daha sönük olması bir yana, olaylar arası bağlantıları sağlamada da kopukluk yaşatıyor. Kitabı okuduysanız bunlarda çok sorun yaşamıyorsunuz ama benimle gelen ve kitabı okumamış arkadaşımın ne olduğunu anlamadığı bazı noktalar oldu.

Defalarca söylediğim gibi, Daenerys'i sevmiyorum. Ama Emilia Clarke'yi seviyorum ve hatta çok sempatik buluyorum. Kitapta hayal ettiğim Lou Clark karakteri de çok sıcak, çok sempatik biri; bu yüzden Emilia'nın rolü almasına sevinmiştim. Ama ne yazık ki filmde oyunculuğunu başarılı bulmadım. Tek güzel yanı o garip ve komik kıyafetleri oldu. Diğer başrol Sam Claflin'i tamamen Will Traynor olarak hissettim, oyuncu olarak çok başarılı buldum. Genelde böyle filmlerde oynuyor ve böyle filmlere de gidiyor kendisi. Diğer oyuncular da genelde tanıdık yerlerdendi, izleyip gördükçe anlamsızca mutlu oldum :)

Görüntü yönetmenini tebrik ediyorum, görsel olarak filme yapabileceğim bir eleştiri yok. O açıdan çok keyif aldım, ama senaryoyu zayıf buldum. Son zamanlarda çok fazla bu tarzda film örneği gördüğümüz için aralarından sıyrılanı bulmak gerçekten zor oluyor. Benim için ne yazık ki bu film de ortalamada kalanlardan biri.

27 Haziran 2016 Pazartesi

Brace Yourselves: Winter Has Come!

10 haftadır bizim pazartesi günlerimizi şenlendiren dizi sezon finaline bomba bir şekilde girdi. Ben de sezon finalini dayanamayıp canlı yayından izledim ve sabahın altısında tüm sezona dair bir yazı hazırlamaya karar verdim :) 6. sezonun tamamına dair spoiler içerdiği için sezon finalini izlemeden yazıyı okumamanızı tavsiye ederim.

26 Haziran 2016 Pazar

Le Voyage dans la Lune (1902)

Le voyage dans la lune (1902)
Yönetmen: Georges Méliès
Senaryo: Georges Méliès, Gaston Méliès
Oyuncular: Georges Méliès, François Lallement, Jules-Eugène Legris
Süresi: 18 dakika
IMDb puanı: 8,2
Ülke: Fransa


Bu film sinema tarihi için pek çok ilki barındırıyor: ilk bilim kurgu filmi, ilk dekor kullanılan film, ilk özel efekt ve animasyon kullanılan film, ilk oyuncu kullanılan film vs. Ayrıca Jules Verne'in Ay'a Yolculuk ve H. G. Wells'in Aydaki İlk İnsanlar kitaplarından ilham alınarak oluşturulmuş. Aslında siyah-beyaz olsa da ben sonradan renklendirilmiş bir kopyasını izledim, hem de çok keyif alarak!

Filmle özdeşleşmiş bir sahne
Saçmalık ötesi olarak nitelendirebileceğimiz sahneleri var -yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere-, ama bundan 114 sene önce çekilmiş olması tabii ki bazı şeyleri -elbette tamamını değil- gözden kaçırmanızı sağlıyor. Çok eğlenceli ve yaratıcı bir bilim kurgu filmi. Kostümler, dekorlar-mekanlar ve efektler de bana kalırsa büyüleyiciydi. 114 sene önce ortaya böyle bir şeyin çıkmış olması beni filmi izlerken epey şaşırttı. Benim için filmdeki en büyük sorun bilimde çok da geri olmayan bir zamanda aşırıya kaçılmış sahneleriydi. Bunu da bilim kurgu filmi olmasına bağlayabiliriz tabii.

Sonradan çıkan versiyonlardan birine eklenen müzikler ile başarılı bir soundtrack de ortaya çıkmış, belirtmeden olmaz.

L'arrivée d'un train à La Ciotat (1896)

L'arrivée d'un train à La Ciotat (1896)
Yönetmen: Auguste Lumière, Louis Lumière (Lumière Biraderler)
Süresi: 50 saniye
IMDb puanı: 7,4
Ülke: Fransa

Geçen yazımda bir arkadaşımla eski filmler izlemeye başladığımızı yazmıştım. 12 günde 6 tanesini izlemişim, nereye kadar geleceğimi de birlikte göreceğiz artık. Hepsini birkaç yazıda birkaç gün içerisinde paylaşacağım.

Listedeki ilk film, aynı zamanda sinema tarihinin ilk filmi olarak geçiyor. İlk çekilen olmasa da ilk gösterime giren film olduğu için sinema tarihinin ilk filmi deniyor. Ayrıca güzel bir şehir efsanesine de konu olmuş: vaktizamanında film gösterimdeyken seyirciler, gerçekçi boyutlarda kendilerine doğru hareket eden bu trenden epey ürkmüş ve de kaçmışlar. Film çok kısa olduğu için aşağıya YouTube videosunu koyuyorum, belki izlemek istersiniz :)


Takdir edeceğiniz üzere hakkında yapabileceğim çok yorum yok. Ama sinema tarihine öyle ya da böyle kendini yazdırmış, takdir edilesi bir yapım olduğunu söyleyebilirim.

22 Haziran 2016 Çarşamba

Mayıs & Haziran 2016

Blogumda bazenleri ara veriyorum ve bu aralar çoğunlukla planladığımın çok daha fazlası oluyor. Mesela sınavlarım için kısa bir ara vermeye karar vermiştim, bir aydan fazla zamandır yokmuşum. Sağ olsun Cahil Okur çok uzun olmadı mı diye yorum bırakmış da sonunda şu yazıyı hazırlamaya başladım. Benim için düzenini yitirmiş bir şeyi eski düzenine oturtmak çok zor. Çünkü başlayamıyorum. Umarım bu tam anlamıyla bir başlangıç olur :)

Bu kadar uzun süre neden ara verdiğimi açıklayayım, daha doğrusu hemen bahaneler bulayım. Mayıs ayında sınavlarım ve bitirilmesi gereken projelerim vardı. Boş zamanlarımın hepsini de alışveriş yaparak değerlendirdim diye hatırlıyorum. Hazirana sığdırabileceğim tek bahanem ise yukarıda bahsettiğim başlayamama durumlarım. Ama şu an hakkında yazabileceğim onlarca konu var.

Mayıs ayında sadece üç film izlemişim, onlar da:
Captain America: Civil War (2016)
Snow White and the Seven Dwarfs (1937)
The Age of Adaline (2015)
olmuş.
Le voyage dans la lune (1902)
Haziran ayının bugününe kadar da sekiz film izlemişim ama iki tanesi pek de filmden sayılmayabilir.
The Devil Wears Prada (2006)
Alice in Wonderland (2010)
Alice Through the Looking Glass (2016)
Man of Steel (2013)
Pinocchio (1940)
L'arrivée d'un train à La Ciotat (1896)
Le voyage dans la lune (1902)
The Birth of a Nation (1915)

Bir arkadaşımla beraber eski filmleri izlemeye karar verdik bu ay ve uzun araştırmalardan sonra çok geniş bir liste hazırladık. Şimdi artık kaç senede gider bilmesem de ben üç tanesini bitirdim, dördüncüsünü izliyorum. İleriki günlerde hazırlamayı düşündüğüm bir yazıda filmlerden ayrıntılı olarak bahsedeceğim. Hatta yukarıdaki listede olan filmleri umarım genel olarak yorumlayıp burada sizlerle paylaşabilirim.

Kitaplar konusuna gelince... Eskiden gerçekten kitap okumayı çok severdim, okumayı ilk öğrendiğimden beri olan çok değerli bir alışkanlığımdı. Ama ben artık gerçekten kitap okuyamadığımı fark ettim, okumaya zorlasam dahi kitaba odaklanamıyorum. Bu sorun uzun zamandır üzerimde ve artık kitap okuma hızımı geri kazanmaktan ziyade kitabıma odaklanabilmek istiyorum. Bu sorunumu gerçekten çözmem gerek, ne yapabileceğimi pek bilmesem de. Blogumun adının hakkını verememek kötü bir şey :)

Daha bahsedebileceğim şeyler var ama burada yazarak yazı konularımı tüketmeyeyim bence :D Kendinize iyi bakın! < 3