28 Kasım 2015 Cumartesi

Code Geass (2006-2008)

Lelouch vi Britannia, Zero
Adı: Code Geass / Kodo Giasu
Hikaye: Ichirō Ōkouchi
Yönetmen: Gorō Taniguchi
Seslendirenler: Jun Fukuyama, Yukana, Takahiro Sakurai, Ami Koshimizu, Tetsu Shiratori, Kikuko Inoue, Mitsuaki Madono, Fumiko Orikasa,...
Bölüm sayısı: 1. sezon 25+4 özel bölüm, 2. sezon 25 bölüm
IMDb puanı: 8,8 (1. sezon) - 8,9 (2. sezon)
Ülke: Japonya

10 Ağustos 2010'da, Britanya İmparatorluğu Japonya'ya savaş açar. Japonya, Britanya İmparatorluğu'nun en yeni silahı olan "Knightmare Frame"e karşı hiçbir şey yapamaz ve istila edilir. Japonya’nın adı “Alan 11” olarak değiştirilir ve vatandaşlarına da "11ler" adı verilir. Japonya'da yaşayan Britanyalı Lelouch, Britanya’yı yok edeceğine yemin eder.

Savaştan yedi yıl sonra, Lelouch lisede okumaktadır. İçinde askeri bir sır barındıran kamyonu çalan teröristler yoldan çıkarlar. Lelouch, kontrol etmek için kamyonun yanına gider. Duyduğu ses yüzünden içine bakmak ister ancak içeride mahsur kalır. Kamyon tekrar hareketlenir, üstelik peşlerinde Britanya özel kuvvetleri vardır. Teröristlerden Kallen, Nightmare olarak adlandırılan dev robot ile karşı saldırıya geçer. Kaçmayı başaramayan Lelouch kamyonun içerisinde yakalanır. Onu yakalayan çocukluk arkadaşı Suzaku’dur. Bu sırada kapalı olan bölme açılır ve içinden esrarengiz bir kız çıkar. Bu sırada olay yerine gelen Britanya askerleri Lelouch ve kızı yakalar. Leouch'un vurulmasına engel olmak isteyen Suzaku, Britanya askerleri tarafından vurulur. Lelouch’un öldürülmesine engel olmak isteyen kız da vurulur, ölmeden önce Lelouch’a özel bir güç olan geass'ı verir. Lelouch, bu gücü Britanya İmparatorluğunu yok etmek için kullanmaya karar verir. (alıntıdır)

Uzun zamandır izlediğim bu anime hakkında karışık hislere sahibim. Yorumum da büyük ihtimalle dengesizce olacaktır, ben şimdiden af dileyeyim sizlerden. Ayrıca devamı spoiler içeriyor.

Anime bol aksiyonlu ve kanlı, ayrıca sürekli olarak ters köşe ediyor. Zekice stratejiler üzerine kurulmuş zeka oyunları bulunduruyor. Burada baş karakterimiz kesinlikle zeki ve hırslı olan Lelouch Lamperouge. Geçmişindeki kötü anılardan sonra kız kardeşi Nunnally üzerine kurduğu güzel dünya ideallerini insanların hareketlerini yönetebilme gücü olan geass ile gerçekleştirme kararı alır ve Zero olur. İsyanın başı olan Zero maskeli bir semboldür aslında. Ama Lelouch'un zekice hamleleri ile isyan büyür ve bir savaşa dönüşür. Buraya kadar az çok Lelouch'u çözdüğünüze göre ben karakter bolluğundan yakınayım. Gerçekten çok fazla karakter var ve bu karakterlerin çoğu gereksiz. Seriye bir getirisi olmadığı gibi seriden soğutuyorlar.

yukarıdan aşağı: Lelouch (Code Geass), Light (Death Note)
1. sezon güzel başladı, Knightmare teknolojisi dışında mantık hataları ve olağanüstülüklerle devam etti ancak Lelouch/Zero gerçekten sağlam bir karakterdi ve sırf bu yüzden sabırla izlemeye devam ettim. Lelouch'u sevme sebeplerim her seferinde kazanmaması, hırsları ve içinde kalan merhamet duygusu oldu. İnsaniydi ama yine de şeytani bir yanı vardı. Ta ki uzun süre sıkıcı ve saçma olan 2. sezonun sonunda kendisini gerçekten tanıyana dek! Stratejisini bozmayan ama insaniyetten uzaklaşmayan Lelouch'un aslında gerçek kahraman olduğunu gördük ve ters köşenin en büyüğü ortaya çıktı. Burada da akıllara bu seri ile sürekli kıyaslanan Death Note geldi. Kurgu olarak kesinlikle mükemmel olan Death Note'un ana karakteri Light Yagami'nin aksine Lelouch vi Britannia iyi bir karakter. Kesinlikle ondan daha gerçekçi. Lelouch'un psikolojisini ve stratejilerini izlemek bana çok keyif verdi. Bunun yanı sıra özellikle Lelouch'un seiyuusu yani seslendirme sanatçısı Jun Fukuyama'nın performansından da bahsetmemek olmaz. Ama Code Geass'ın çocuksulaşan senaryosu, fazla karakterleri ve berbat müzikleri seriyi kesinlikle aşağı çekiyor.

Mutlak iyi, mutlak kötü kavramlarını kesinlikle düşündüren bir anime. Özellikle son on bölümü çok başarılıydı. Muhteşem finalinde seyircinin hayal gücüne bırakılan onlarca şey var, bu yüzden mangasını biraz araştırmayı düşünüyorum.

İzlemeyi düşünüyorsanız bence hemen sarmayacaktır ancak yavaş yavaş izleyince seveceksiniz.

"Kralların gücü olan geass sadece yalnızlık getirir."

11 Kasım 2015 Çarşamba

Kitap Alışverişi #9: 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı


Oldukça verimli geçen bir kitap fuarından geliyorum. Doğrusu daha önce hiç bu kadar çok kitabı birlikte aldığımı hatırlamıyorum.

Aldığım kitaplar:
Tite Kobo - Bleach 1. cilt, Gerekli Şeyler Yayınevi
Tite Kobo - Bleach 2. cilt, Gerekli Şeyler Yayınevi
Tite Kobo - Bleach 3. cilt, Gerekli Şeyler Yayınevi
Sui Ishida - Tokyo Ghoul 1. cilt, Gerekli Şeyler Yayınevi
William Shakespeare - Othello, Remzi Kitabevi
Anthony Burgess - Otomatik Portakal, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sara Shepard - Duygusuz, Martı Yayınları
Sir Arthur Conan Doyle - Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir, Martı Yayınları
Christina Daniels - Benim Yolum: Aamir Khan'ın İnanılmaz Yolculuğu, Martı Yayınları
Amanda Hodgkinson - 22 Britanya Yolu, Arkadya Yayınları
Agatha Christie - On Küçük Zenci & Mavi Trenin Esrarı (çizgi roman), NTV Yayınları
Truman Capote - Tiffany'de Kahvaltı, Sel Yayınları
George Orwell - Balinanın Karnında, Sel Yayınları
Harper Lee - Tespih Ağacının Gölgesinde, Sel Yayınları
Rıfat Ilgaz - Hababam Sınıfı, Çınar/Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (Bu kitabı Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz imzaladı.)
Yaşar Kemal - İnce Memed 1, Yapı Kredi Yayınları
George R. R. Martin - Kılıçların Fırtınası Kısım 1, Epsilon Yayınevi
George R. R. Martin - Kılıçların Fırtınası Kısım 2, Epsilon Yayınevi

Bunların yanı sıra Jim Kay'in resimlediği özel basım Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı kız kardeşimle ortak olarak aldık, kendisine de almış olduğum bir-iki kitap var. 

Bir de Dövüş Kulübü 2'nin 0. ve 1. sayılarını aldım.

Seneye kadar alışveriş yapmamı gerektirmeyecek kadar kitap aldım sanırsam, ama benim için kesinlikle keyifli bir fuar deneyimi oldu. Fiyat açısından ben genelde uygun olanları aldım ve toplam fiyatlarına kıyasla oldukça iyi bir fiyata bunca kitabı kendime; bazılarını da anneme ve kız kardeşime aldım.

Fuardan bahsedecek olursam, her zamanki gibi kalabalıktı. Ayrıca bu sene gördüğüm kadarıyla katılabileceğiniz pek çok güzel etkinlik de var. Siz de fuara gittiyseniz düşüncelerinizi veya aldığım kitaplar hakkında konusundan çok açık vermeden fikirlerinizi yazarsanız okumaktan çok memnun olurum.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Ray Bradbury - Fahrenheit 451

Özgün adı: Fahrenheit 451
Yazarı: Ray Bradbury
Çeviren: Zerrin Kayalıoğlu & Korkut Kayalıoğlu
Sayfa sayısı: 238
Yayınevi: İthaki Yayınları
Fiyatı: 15 TL

Fahrenheit 451: Kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesidir.

"Mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Eksik bir şey var. Çevreme bakıyorum. Kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, son on ya da on iki yıldır yakmakta olduğum kitaplar."

Ray Bradbury gibi kitaplara aşık bir yazardan, kitapların birer kahramana dönüştüğü unutulmaz bir distopya...
Yayınlanışının 60. yılını geride bıraktığımız bu ölümsüz eser; totaliter sistemlere, sansüre, baskıya yönelik en keskin eleştirilerden biri...
Yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday, vazgeçilmez bir roman... (arka kapaktan)


Ray Bradbury'nin distopya denilince akla gelen ilk eserlerden biri olan Fahrenheit 451'inin kurgu olarak harika olduğunu düşünüyorum. Okumanın yasak olduğu; kitapları yakanların da bizzat itfaiyeciler olduğu bir dünya karşımıza çıkıyor. İtfaiyecilerden birine bir gün trende tanıştığı bir kız yaktığı kitapları okumayı hiç düşünüp düşünmediğini sorar ve bu itfaiyecinin hayatında büyük bir değişim başlar.

Kurguyu ne kadar sevsem de Bradbury en sevdiğim yazarlardan biri olamadı bu kitapla. Her şey çok hızlı geçiliyor gibiydi. Yine de kitap kendine bağlıyor; sansüre yaptığı eleştirilerin yanı sıra insan ilişkilerine ve medyaya olan bağımlılığımıza da pay çıkarıyor. Bu açıdan bakıldığında gerçekten başarılı ve oldukça gerçekçi bir distopya olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri.

"Eğer boğulursan, en azından sahile doğru yüzerken boğulduğunu bil."