29 Temmuz 2015 Çarşamba

Her Telden Öneriler #11: Yaz Tatilinde İzleyebileceğiniz Diziler

Merhaba,
Uzun zamandır Her Telden Öneriler adı altında önerilerimi paylaşmadığımı fark edince, ne yazık ki artık az kalmış yaz tatilinde izleyebileceğiniz "her telden" bazı dizileri IMDb puanlarına göre listeledim.

1) House of Cards (2013-)
Netflix yapımı en kaliteli dizilerden biri olan House Of Cards'ın başrolünde Kevin Spacey ve Robin Wright var. Politik bir drama dizisi House of Cards. Olaylar, Frank Underwood'un kendisine vaad edilen ABD Dışişleri Bakanı pozisyonuna başkasının atanmasıyla gelişiyor.

3 sezon yayınlanan dizi izleyicileri tarafından çok büyük ilgi görüyor ve bana kalırsa sonuna dek de hak ediyor. Konuyu işleyişi, kalitesi ve Kevin Spacey gibi muhteşem bir oyuncuyu barındırması da bunun en büyük etkenlerinden.

IMDb puanı: 9,1


2) Better Call Saul (2015-)
Breaking Bad efsanesini duymayan kaldı mı? Dünyanın en iyi dizilerinden biri olarak gösterilen Breaking Bad'deki karakterlerden Saul Goodman'ın dizisi Better Call Saul. Dizi, Breaking Bad'in öncesine gidiyor. Hatta bir yerde yorum olarak finalinde Walter ile tanışması olabilir diye okumuştum ve hoşuma gitmişti.

Diziden şu ana kadar 10 bölüm yayınlandı ve sezon arasına girdi. Sevmemenize imkan yok diyecek kadar iddialıyım dizi hakkında.

IMDb puanı: 9,0






3) Friends (1994-2004)
Yayınlandığı 10 sezon boyunca daima izleyicisini güldürmüş, komedi efsanesi olarak anılan bir dizi Friends. Çok büyük ihtimalle izlediğinizi düşünüyorum ancak yaz tatilinde bir kez daha izleyip gülmeye ne dersiniz?

Güzel, şımarık ve zengin Rachel Green düğününden kaçar ve New York'taki eski arkadaşı Monica'yı bulmaya karar verir. Bundan sonra da Monica Geller, Rachel Green, Joey Tribbiani, Chandler Bing, Phoebe Buffay ve Ross Geller'ın günlük hayatlarındaki olayları 10 sene boyunca izliyoruz.

IMDb puanı: 9,0



4) Downton Abbey (2010-)

İngilizlerin çok sevdiği tarihi drama dizisi Downton Abbey, Lord Crawley'in köşkünün mirasçısının Titanic kazasında ölümüyle aniden Manchester'lı bir avukat olan uzaktan kuzeni Matthew'un mirasçı olmasının etrafında gelişen olayları anlatıyor.

Dizide hizmetçilerin de hayatlarına büyük kesit veriliyor ve bol bol entrika dönüyor. Benim açımdan zamanla sıkıcı bir diziye dönüştüğünden ben bıraktım, ancak ilk sezonları gerçekten harikaydı ve izlenmeye değerdi. 5. sezon finalini yapan dizi, Eylül'de son sezonuyla ekranlara gelecek.

IMDb puanı: 8,8


5) BoJack Horseman (2014-)
17 Temmuz'da 2. sezonu yayınlanan Netflix çıkışlı dizide eskiden çok ünlü bir dizide oynamış ancak sonradan ününü kaybetmiş bir at-adam olan BoJack'in ününü tekrar kazanma çalışmaları yer alıyor. Seslendirme ekibinde Aaron Paul var, ayrıca 2. sezonda da Lisa Kudrow katılmış. Ben 2. sezonu henüz izleme imkanı bulamadım, 1. sezon çok harika değildi. Ortalamanın üstündeydi sadece, ama bazen çok iyi ince mizah yapan bir animasyon dizisi. Sırf onlar için izlenebilir gibi. Henüz adını Türkiye'de çok duyuramadı, bu yüzden çeviriyle izleyenler bulabilir mi pek bir fikrim yok. Geçtiğimiz günlerde Dizilab'e bu konuda bir mail gönderdim. Belki ileride görürüz. 

IMDb puanı: 8,3



6) Pretty Little Liars (2010-)
5 kişilik bir arkadaş grubunda grubun lideri ve Rosewood'un Queen Bee'si Alison DiLaurentis, bir akşamki pijama partilerinde kaybolur ve bulunamaz. Bir sonraki yıl, cesedi eskiden yaşadığı evin arka bahçesinde işçiler tarafından bulunur. Geride kalan arkadaşları Aria Montgomery, Spencer Hastings, Emily Fields ve Hanna Marin de sadece Alison'ın bildiği eski sırları ve şu anki hayatlarındaki sırları ile "A" takma adlı gizli birinden sürekli mesajlar almaya başlarlar. Alison'ın kayboluşundan sonra dağılan kızları bu mesajlar tekrar bir araya getirir.

Gençlik dizileri arasından konusuyla sıyrılan PLL, 11 Ağustos'ta da Game Over Charles'ıyla umarım pek çok soruya cevap vererek 6. sezon yaz finaline giriyor. Sıkıcı geçen bir yaz tatilindeyseniz kesinlikle ilginizi çekebilecek bir dizi.

IMDb puanı: 7,9

Sanırım benden bu kadar. Altıdan daha fazla dizi önermeyi düşünüyordum ancak sonradan vazgeçtim. Umarım fikir vermişimdir ve ilginizi çeker.

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya

Özgün adı: Brave New World
Yazarı: Aldous Huxley
Çeviren: Ümit Tosun
Sayfa sayısı: 317
Yayınevi: İthaki Yayınları
Fiyatı: 16 TL

"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 yılına" götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat, Özdeşlik, İstikrar" yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, 'annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür. Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. "Herkes herkes içindir." (arka kapaktan)

25 Temmuz 2015 Cumartesi

"Cesur Yeni Dünya"

Briggite Bardot
Sanırsam 2 haftalık sessizliğimi bu yazıyla bozacağım. Aslında bu tarzda bir yazıyla dönmek gibi bir niyette değildim, yine de madem başladım bitireyim.

Özellikle sosyal medyada bir amaca sahip olmayan insanlar görüyorum. Siz de görüyorsunuzdur. Amaçsızlıktan kastım boş insanlar aslında. Zamanında Einstein'ın da "Korkarım teknoloji bir gün insan iletişiminin önüne geçecek. Dünyada salakların nesli olacak." dediği şekilde salaklaşan, okumaktan/öğrenmekten aciz, duyduğu şeyi doğru kabul eden ve araştırma gereği duymayan, küfreden ve bunu çok büyük bir marifet olarak gören, klavyesinin arkasında dilediğini söyleyebilen ancak önüne gelince tıkanan, çünkü iki kelimeyi yan yana getiremeyen insanlardan bahsediyorum aslında. Hayata dair kattığı bir şey olmadığı halde, katanları da suçlu kabul eder bu insanlar genelde.

Amacım sitem etmek değil, asla değil. Zaten benim henüz 100 üyeye dahi ulaşamamış kişisel blogumda ettiğim sitem dünyayı değiştiremeyecek. Sadece artık son zamanlarda böyle insanların ciddi oranda arttığını düşünüyorum, bunun değişmesi gerektiğini de biliyorum. Ben kendime çok zeki veya sürekli dünyayı değiştirmeye çalışan biri mi diyorum peki? Hayır. Sadece ve sadece, elimden geleni ardıma koymam. Amaçlarım uzun zamandır bellidir; yeni şeylere de açık olarak onlara ulaşmaya çalışırım. Dünyada olan şeylere tepkimi koymaya çalışırım, memnunsam bunu belirtirim. Bir şeyler hakkında fikir sahibi olmaya da çalışıyorum, kısacası kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Belki de bizdeki sorun "düşünmekten korkma" olayıdır.

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Dover Sahili

(...)
Bir zamanlar inanç denizi de
Böyle kabarmış ve sarmalamıştı
Dünyanın tüm kıyılarını,
Parlak, fırfırlı bir kuşak gibi.
Fakat şimdi sadece yavaş yavaş çekilen dalgaların
Hüzünlü gürültüsü geliyor kulağıma.
Geniş, kasvetli kıyılardan topladıkları çıplak çakıl taşlarını
Gece rüzgârının nefesine katıyorlar.
Ah sevgilim, birbirimize içten olalım.
Çünkü dünya hayaller ülkesi gibi önünde uzanır.
Öyle çeşitli, öyle güzel, öyle yeni...
Ama ne neşesi, ne sevgisi, ne ışığı gerçek
Ne bir huzur, ne bir kesinlik, ne acıya çare var
Büyüyen bir karanlık içinde
Karanlık bir ovadayız.
Savunma ve kaçışın şaşkın aralıklarında sürüklenen
Geceleyin çarpışan cahil ordular gibiyiz.
- Matthew Arnold

Caitlin R. Kiernan - Boğulan Kız

Özgün adı: The Drowning Girl
Yazarı: Caitlin R. Kiernan
Çeviren: Özde Çakmak
Sayfa sayısı: 344
Yayınevi: Optimum Kitap
Fiyatı: 19 TL

Indiana Morgan Phelps -arkadaşları ona kısaca Imp der- bir şizofreniktir. Artık kendi aklına güvenemez çünkü hatıralarının ona bir şekilde ihanet ettiğine ve onu kendi kimliğini sorgulamaya ittiğine ikna olmuştur. Imp, gerçeklik algısıyla mücadele ederek kötü niyetli bir sirenle, ona yabani bir kız görünümünde gelen, yardıma muhtaç bir kurtla ya da çok ama çok daha tuhaf bir şeyle karşılaşmasına dair doğruları su yüzüne çıkarmalıdır. (arka kapaktan)

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Friends (1994-2004)

soldan sağa: Joey Tribbiani, Phoebe Buffay, Rachel Greene, Ross Geller, Chandler Bing, Monica Geller
Türü: Komedi, romantik
Yayın dönemi: 22 Eylül 1994 - 6 Mayıs 2004
Bölüm süresi: 22 dakika
Yayınlandığı kanal: NBC
Bölüm sayısı: 236
IMDb puanı: 9,0
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri

YORUMUM:

Yorumlamaya başlamadan önce konusuna dair fikir vermek adına altı ana karakterimizi kısaca tanıtmak istiyorum.

Rachel Greene (Jennifer Aniston): Düğününün olacağı gün düğünden kaçarak New York'taki eski arkadaşı Monica Geller'ın yanına gelir ve ev arkadaşı olurlar. Çok şımartılmış ve zengin bir karakterdir ancak düğününden kaçarak babasının parasından da vazgeçtiğini belirtir. Modayla ilgilenmektedir.

Monica Geller (Courteney Cox): Central Perk'ün üzerinde, arkadaş gruplarının sürekli takıldığı evde oturmaktadır. Düzen ve temizlik takıntılıdır. Geçmişte çok kiloludur ancak Chandler'ın kendisi hakkında söylediklerini duyunca bir senede kilo verir. Yemek yapmayı çok sevmektedir ve mesleği de şefliktir. Ross Geller ile kardeştir.

Phoebe Buffay (Lisa Kudrow): Arkadaş grubunun "hipster"ı diyebiliriz kendisine. Prensipleri vardır, bunlardan taviz vermez. Şarkı söyler, gitar çalar. Mesleği de masözlüktür. Garip bir kişiliği vardır ve herkes onu böyle tanır.

Joey Tribbiani (Matt LeBlanc): Kadınlarla arası çok iyi olan, bir "How you doin'?" demesi yeten karakter. Genelde onları tekrar aramasa da çok hassas yönleri de vardır. Asla yemeğini paylaşmaz ve Chandler konusunda aşırı hassastır. Dizideki rolü tüm dünyada çok sevilmiştir, Friends bittikten sonra Joey olarak başlı başına bir dizisi olmuştur.

Chandler Bing (Matthew Perry): Babası transseksüel bir bireydir ve anne babası boşanmıştır. Çocukluğunda zor zamanlar geçirmiştir. Şaka yapması ve genelde şakalarında iğnelemesiyle özdeşleşmiştir. Genelde onu gören herkes gay sanmaktadır.

Ross Geller (David Schwimmer): Grubun entelektüel olan üyesidir. Paleontolojisttir. 9. sınıftan beri Rachel'a aşıktır ancak üniversite yıllarında Carol ile tanışır ve onunla evlenir. Daha sonradan Carol lezbiyen olduğuna karar verince boşanırlar. Bunların dışında nazik ve güvenilir biridir.

7 Temmuz 2015 Salı

Tatlı Küçük Yalancılar

Uyarlama diziler, ülkemizde son zamanlarda gittikçe artıyor. Sara Shepard'ın çoksatan roman serisi Pretty Little Liars'dan uyarlanan, ABC Family'de 6. sezonu yayınlanan dünyaca ünlü dizi Pretty Little Liars'ın Türkiye uyarlaması Tatlı Küçük Yalancılar dün Star TV'de başladı.

Pretty Little Liars ile tanışmam sanırım 6. sınıfta oldu. İlyada Gençlik isimli yayınevi, Sevimli Küçük Yalancılar adıyla Shepard'ın kitaplarını çevirmeye başlamıştı. O zaman okumaya başladım ve gerçekten ilgimi çekti, internette araştırırken dizisi olduğunu da öğrendim. Herhalde o zaman 2. sezonu yayınlanıyordu dizinin. Şu ana dek Türkçe'ye çevrilen tüm kitaplarını okudum. Yaşıma rağmen gençlere, ergenlere hitap eden neredeyse tüm dizilerden nefret ediyorum. Ancak konusunun nedense ilgimi çekmesi hem kitaplarını okumamı hem de diziyi takip etmemi sağlıyor. Bu yüzden uyarlaması olacağını duyunca ister istemez heyecanlandım ve merak ettim -her ne kadar "uyarlamalardan" kurtulamadığımıza üzülsem de-.

Dün yayınlanmaya başladı ve ben de kısaca yorumlarımdan bahsetmeye karar verdim. Yalancılarımızın hepsi yeni yüzler diyebileceğimiz oyuncular. İsimleri de şöyle: Aria: Aslı, Hanna: Hande, Alison: Açelya, Emily: Ebru, Spencer: Selin; diğer oyunculardan da Ezra: Eren, Jenna: Janset, Toby: Toprak. Benim hatırladıklarım bunlar.

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Reservoir Dogs (1992)

Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Harvey Keitel, Tim Roth, Michael Madsen, Steve Buscemi, Chris Penn, Lawrence Tierney, Edward Bunker, Quentin Tarantino, Kirk Baltz
Süresi: 99 dakika
IMDb puanı: 8,4
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri


YORUMUM:

Joe Cabot ve oğlu Nice Guy Eddie, birbirlerine tamamen yabancı olan 6 kişiden oluşan banka soygunu ekibi kurar. Ancak soygun esnasında işler ters gider ve polisler anında gelir. Bu da aralarında bir "köstebeğin" olduğunu fark etmelerini sağlar ve herkes birbirinden şüphe duyar.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Stefan Zweig - Satranç

Özgün adı: Schachnovelle
Yazarı: Stefan Zweig
Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu
Sayfa sayısı: 71
Yayınevi: Can Yayınları
Fiyatı: 8 TL

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.

Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün faşizm tehlikesi altında yok oluşuna işaret eder.

Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın yapıtı, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici, olağanüstü bir uzun öyküdür. (arka kapaktan)